6 Kasım 2013 Çarşamba

PALDIR KÜLDÜR OLDU BİRAZ..

Bu ara her bişey paldır küldür tabiri caizse..
Listenin başında blog sayfamı açar açmaz bişeyler yazmaya karar vermem var. Hiç bir ön hazırlık yokken ne yazcaksam?? Azcık saçmalayabilirim idare edin.
Sonra benim süper sivri zekalı telefonumun salak saçma bi halde elimden düşüp bertaraf olması geliyor. Mal canın yongasıysa malın sahibinin su katılmamış salak olmasıyla ilgili bir özlü söz var mıdir? Varsa ben onu direk üstüme alınabilirim. Sen tut bu yoklukta kamyon yüküyle para ver sonra göt içi kadar çantaya hayyvan gibi telefonu koymaya çalışırken elinden kaydırıp fukara sümüğü gibi yere yapıştır! Allahtan kaskosu var dedik o da ayrı bir uğraşmış bilemedik. İşi zora koşmak için bir dünya teferruat falan filan... Bir de neden anlamam böylesine hayvani bir cihazın sim kartı çük kadar olur? Onu alırken kırdıkları sim, elimde olan tarihi eser cihazlara uymadığından en önemli iletişim aracından da mahrum kaldım. En büyük sıkıntıyı da Bilgoş'u uyuturken telefondan dinlettiğim "bizim ninniler" kısmında yaşadım. Allahtan her şeye kafası basan bir kocam var o olayı da ipod'u tamir ederek çözdü.
Asıl en önemli patırtı bu olayın hemen ertesi sabahı koptu. Ben kasko işiyle ilgili nette araştırma yaparken Bilge'de tam arkamdaki koltukta tepişiyordu kendi halinde. Birden 'ciyykk' diye bir ses geldi ve Bige'yi havada uçarken gördüm. Baya sağlam düştü yavrucakım :( Gözyaşı, kıyamet tabi olay yerinde. Tam da uyku saatiydi, önce uyutmayı denedim. Memeyi bile reddedince bu çocukta bişey var deyip soluğu en yakın hastanede aldım.
Doktor hanfendinin pat diye kırık ya da çatlak olabilir demesi bende bir kısmı felce yol açtı çünkü o ana kadar benim bu ihtimal hiç aklıma gelmedi ne yalan söyliyeyim. Ben hayatımda hiç kolu kırılmış alçıda bir bebek görmedim ki. Hani derler ya bebeklerin kemikleri lastik gibidir kolay kolay birşey olmaz. Nah olmaz!! Neyse röntgen istedi tabi. İstedi de Bilge'yi o makinaya sokup nasıl sabit durmasını sağlayabilirsin?? Sağlayamazsın! Önce uyutmayı denedik ama o masaya yatırdığımız an uyandı ve acı içinde feryat figan savaştı resmen bizimle. Hemde ağrılı koluyla... Birde defalarca radyasyona maruz kaldık malesef. Röntgenci lavuk da 'siz niçin film alıyorsunuz ki, çocuğun birşeyi yok gibi görünüyor' demez mi. "Sanane lan lale sen işine bak" diyemedim tabi... Güç bela çekebildiğimiz filmleri görünce gözleri yuvasından fırladı zırtapozun. 
Bilekte 2 yerden kırık! 
Boğazım düğüm düğüm... çok küçük daha benim bebeğim ama...
O alçıyı yaptıkları anı hiç yaşanmamış saymak istiyorum! Allah kimseye yaşatmasın mümkünse. 20 gün kalcak dediler. Koskoca 20 gün! Bebeğim nasıl yaşar onunla diye kara kara düşünürken 5 gün geçti bile ve şükürler olsun Bilge'le sevimsiz alçısı kısmen uyum sağladılar hatta öyle ki Bilge alçılı koluyla koltuğa tırmanmamın zekice yollarını bile buldu. Yüksek birşey yaslıyor koltuğa ve hiç zorlanmadan hooop yukarda :) 
Bir de şu 5 günde "çocuk düşe kalka büyür" + "kemik çorbası yap sen ona" cümlelerinden sıtkım sıyrıldı belirtmeden edemiyycem!
Herneyse...Sevgili analar, bacılar;
Siz siz olun "bişeycik olmaz" deyip el kadar bebenize güvenip götünüzü dönmeyin! Aman diyim.. 
 
Dünya umrunda mı? Değil tabiki :))







16 Nisan 2013 Salı

*Küçücük Yaralı Bir Kuş* (Gebelik notları)



2011 Eylül ayının ortaları...
Güneşli bir sonbahar gününde, penceremize konmuş yaralı bir güvercin bizden yardım bekliyordu. Hemen içeri aldık tabi. Banyoya onun için bir revir hazırladık. Ürkekti ve belli ki çok canı yanıyordu.Kanadında yaralar vardı, uçamıyordu, yemek yiyemiyordu, korkuyordu.. :(  2 hafta kadar banyomuzda yaşadı garibanım uçamadan. Az biraz kendine gelince demir parmaklıklı penceremin önüne tahtalardan ev yaptım ona, belki iyileşirde uçar dedim. Bir kaç kez denedi ama başarısız oldu ne yazıkki. Her seferinde bahçeye düştü. Bir gece yine (özgür olmak için mi intihar mı bilemiyorum artık) denedi olmadı, kediler kapıp götürmesin diye uzun uğraşlarım sonunda (elimde dandirik bir fenerle) karanlıkta zoruna buldum yavrucakımı.
Allah biliyo ya hep "bu kuşu iyi edersek bir yavrumuz olabilecek" diye geçirdim içimden. Bir haftasonu Tekirdağ'a gittim anneme, onu da pencere önü evine bıraktım uçar belki diye bi umut..Geldiğimde yoktu! Bir daha da gelmedi hiç ama gidişinden 2 gün sonra bebeğimin varlığı geldi :) Rabbim çok büyük..

23 Mart 2013 Cumartesi

9+9 Ay


14.Mart.2013

Önce beraber bir yolculuğa çıktık. Ben kendi halimde ilerlerken çok canım sıkıldığı için bana eşlik etmeye karar verdi sanırım. Konuşmuyordu, duymuyordu, hareket etmiyordu ama ben onu çok öncesinde hissetmiştim bile. Elimden sıkı sıkı tuttu ve çok şükür son nefese kadar sürecek beraberliğimiz başladı.
O kadar rahat ve keyifli bir 9 ay geçirdim ki, ne yalan söyleyeyim; hiç bitmese dediğim anlar bile oldu. Hep bir huzur, hep bir coşku, gezmeceler, tozmacalar... her günümüz keyifliydi. Son aya kadar her şey harikaydı da zaman yaklaşıp heyecan, endişe ve sıcak hava birbirine karışınca işler zorlaştı. ”Sıcaklar bastırmadan doğum yapıcam yaşasın” diye sevinirken Madonna bile gelmişti ama benim güzel kızım bir türlü gelmiyordu! Vıcık vıcık havada koca göbeğimle hayat çok zorlaşmıştı malesef. Babacığın da işleri arttıkça artıyor, sabahın köründe eve gelip öğlen tekrar işe gidiyordu. “Babayı dinlendirelim annecim, hadi gel artık” diye döktüğüm diler bile fayda etmedi. En sinir bozucu olan “sen daha doğurmadın mı be!” diye başlayan telefon konuşmaları!! Sokakta göbeğime hayretle bakan insanların ifadeleri ve “ikiz mi?” diye soran teyzeleri hiç saymıyorum bile.
Neyse ki 40+3 ‘te sağ sağlim kavuştuk.
“Bebeğimi ilk kucağıma aldığımda şöööyle hissettim,böööyyllee coşkun denizlerde falanlar da filanlar da....” Bu laflar bana oldum olası janjanlı gelmiştir. Ben resmen mala bağlamıştım kızımı ilk gördüğümde!!! Hayatım boyunca ifade edemeyeceğim bir uyuşma hali, en tatlı acı ve misss gibi kına kokusu...
Topçik yanaklı, pespembe bir kızımız olmuştu :) Anne şaşkın, baba şaşkın! Kızımıza bakıp “ çook güzeeel “ diyebiliyorduk ağzımız kafamızda!
Kızım doğduğunda hissettiğim en belirgin duygu şanslı bir kız annesi gururuydu.”Evladın kızı erkeği olur mu?” demeyin.Olur.Bir anne kızın ilerde neler yapabileceğini hayal edince hak verirsiniz bana.Yırtık pantolonlu yaşlı halimle genç kızıma eşlik ederken, annesinin dostluğuyla gururlanan,ilk aşkının acısını anne omuzunda dindirmeye çalışan bir güzel kız var hayalimde mesela. Erkek anneleri; üzgünüm ama bir erkek çocukla böyle anlar yaşanamaz ki...:) 
Her neyse...Öyle ya da böyle annelik dünyanın en güzel vasfı ve sadece kadınlara özgü.Bunu düşünüp bile kendimi şanslı hissedebilirim.
Güzel pamuğum;
Bu dünyayı sana yaşanılır kılmak için ne gerekiyorsa yaparım.Yere çöp atmam, atanı uyarırım, sokak hayvanlarını beslerim, kapımın önünü süpürürüm, gürültü yapıp seni uyutmayan komşuyla kavga ederim, kendim için hiç yapmayacağım türlü çeşit yemeği araştırır, bulur senin için en şahanesinden tazecik yaparım, soğuk havada yorganın, sıcak havada kliman, yağmurda şemsiyen olurum gocunmam ama ne yaparsam yapayım acı çekmeyeceğine, üzülmeyeceğine, dost kazığı yemeyeceğine ve günün birinde en sevdiklerini ölüme teslim etmeyeceğine söz veremem bebeğim üzgünüm.Offf ama ya amma bunalıma bağladım.Bu muhabbet fazla uzamasın, güzel hissiyatlara devam.
Hayatımın en güzel günlerine dair bir de koca faktörü var tabi. Başım her sıkıştığında koşup gelen, her türlü yardım eden caaanım kojam. (Biz kadınlar sanki çocuk sahibi olunca ayrı bir seviyoruz kocalarımızı ya da kocası sevilesi olanlar diyim!) Özellikle hamileliğin son ayında hemen hemen her gün kırdığım (!) içi dolu kavanozların (reçel,bal,yoğurt,vs...) tüm pisliklerini temizler beni de olay yerinden uzaklaştırırdı cam kırığı batmasın diye. Daha da buna benzer bir sürü olay var. Hakkı ödenmez valla billa. Kızımız doğduktan sonra da aktif olarak hep destek oldu bana. Bazen fazlaca karıştığı oluyor ama naapalım onu da öyle kabul ettik biz :))
Velhasılkelam hayatımın en süper 9+9 ayını yaşadım sayelerinde.
Bugün kara balığım 9 ayını doldurdu. Hiç anlamadım bile nasıl oldu! O kadar hızlı büyüyor ki inanılır gibi değil ve o büyüdükçe içimdeki hüzün de onunla beraber büyüyor. İçim titriyor kızıma her baktığımda. 
Canımdan can bebeğim...iyiki bize geldin.