2011 Eylül ayının ortaları...
Güneşli bir sonbahar gününde, penceremize konmuş yaralı bir güvercin bizden yardım bekliyordu. Hemen içeri aldık tabi. Banyoya onun için bir revir hazırladık. Ürkekti ve belli ki çok canı yanıyordu.Kanadında yaralar vardı, uçamıyordu, yemek yiyemiyordu, korkuyordu.. :( 2 hafta kadar banyomuzda yaşadı garibanım uçamadan. Az biraz kendine gelince demir parmaklıklı penceremin önüne tahtalardan ev yaptım ona, belki iyileşirde uçar dedim. Bir kaç kez denedi ama başarısız oldu ne yazıkki. Her seferinde bahçeye düştü. Bir gece yine (özgür olmak için mi intihar mı bilemiyorum artık) denedi olmadı, kediler kapıp götürmesin diye uzun uğraşlarım sonunda (elimde dandirik bir fenerle) karanlıkta zoruna buldum yavrucakımı.
Allah biliyo ya hep "bu kuşu iyi edersek bir yavrumuz olabilecek" diye geçirdim içimden. Bir haftasonu Tekirdağ'a gittim anneme, onu da pencere önü evine bıraktım uçar belki diye bi umut..Geldiğimde yoktu! Bir daha da gelmedi hiç ama gidişinden 2 gün sonra bebeğimin varlığı geldi :) Rabbim çok büyük..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder