Bu ara her bişey paldır küldür tabiri caizse..
Listenin başında blog sayfamı açar açmaz bişeyler yazmaya karar vermem var. Hiç bir ön hazırlık yokken ne yazcaksam?? Azcık saçmalayabilirim idare edin.
Sonra benim süper sivri zekalı telefonumun salak saçma bi halde elimden düşüp bertaraf olması geliyor. Mal canın yongasıysa malın sahibinin su katılmamış salak olmasıyla ilgili bir özlü söz var mıdir? Varsa ben onu direk üstüme alınabilirim. Sen tut bu yoklukta kamyon yüküyle para ver sonra göt içi kadar çantaya hayyvan gibi telefonu koymaya çalışırken elinden kaydırıp fukara sümüğü gibi yere yapıştır! Allahtan kaskosu var dedik o da ayrı bir uğraşmış bilemedik. İşi zora koşmak için bir dünya teferruat falan filan... Bir de neden anlamam böylesine hayvani bir cihazın sim kartı çük kadar olur? Onu alırken kırdıkları sim, elimde olan tarihi eser cihazlara uymadığından en önemli iletişim aracından da mahrum kaldım. En büyük sıkıntıyı da Bilgoş'u uyuturken telefondan dinlettiğim "bizim ninniler" kısmında yaşadım. Allahtan her şeye kafası basan bir kocam var o olayı da ipod'u tamir ederek çözdü.
Asıl en önemli patırtı bu olayın hemen ertesi sabahı koptu. Ben kasko işiyle ilgili nette araştırma yaparken Bilge'de tam arkamdaki koltukta tepişiyordu kendi halinde. Birden 'ciyykk' diye bir ses geldi ve Bige'yi havada uçarken gördüm. Baya sağlam düştü yavrucakım :( Gözyaşı, kıyamet tabi olay yerinde. Tam da uyku saatiydi, önce uyutmayı denedim. Memeyi bile reddedince bu çocukta bişey var deyip soluğu en yakın hastanede aldım.
Doktor hanfendinin pat diye kırık ya da çatlak olabilir demesi bende bir kısmı felce yol açtı çünkü o ana kadar benim bu ihtimal hiç aklıma gelmedi ne yalan söyliyeyim. Ben hayatımda hiç kolu kırılmış alçıda bir bebek görmedim ki. Hani derler ya bebeklerin kemikleri lastik gibidir kolay kolay birşey olmaz. Nah olmaz!! Neyse röntgen istedi tabi. İstedi de Bilge'yi o makinaya sokup nasıl sabit durmasını sağlayabilirsin?? Sağlayamazsın! Önce uyutmayı denedik ama o masaya yatırdığımız an uyandı ve acı içinde feryat figan savaştı resmen bizimle. Hemde ağrılı koluyla... Birde defalarca radyasyona maruz kaldık malesef. Röntgenci lavuk da 'siz niçin film alıyorsunuz ki, çocuğun birşeyi yok gibi görünüyor' demez mi. "Sanane lan lale sen işine bak" diyemedim tabi... Güç bela çekebildiğimiz filmleri görünce gözleri yuvasından fırladı zırtapozun.
Bilekte 2 yerden kırık!
Boğazım düğüm düğüm... çok küçük daha benim bebeğim ama...
O alçıyı yaptıkları anı hiç yaşanmamış saymak istiyorum! Allah kimseye yaşatmasın mümkünse. 20 gün kalcak dediler. Koskoca 20 gün! Bebeğim nasıl yaşar onunla diye kara kara düşünürken 5 gün geçti bile ve şükürler olsun Bilge'le sevimsiz alçısı kısmen uyum sağladılar hatta öyle ki Bilge alçılı koluyla koltuğa tırmanmamın zekice yollarını bile buldu. Yüksek birşey yaslıyor koltuğa ve hiç zorlanmadan hooop yukarda :)
Bir de şu 5 günde "çocuk düşe kalka büyür" + "kemik çorbası yap sen ona" cümlelerinden sıtkım sıyrıldı belirtmeden edemiyycem!
Herneyse...Sevgili analar, bacılar;
Siz siz olun "bişeycik olmaz" deyip el kadar bebenize güvenip götünüzü dönmeyin! Aman diyim..
|
kıyamam kujuma tez zamanda iyileşsin ..öp öp öp kocaman :)
YanıtlaSilSaol canım öperim öpmemmmi :)
Sil