14 Ocak 2015 Çarşamba

Genetiğiyle Oynanmış Masallar

   Çocuğumu masalla büyütme isteğim, "ulan ben de anne olabilirmişim" diye düşünmeye başlamamla eşzamanlı yani ergenliğime kadar yolu var. Fakat olay gerçekleşene kadar ince düşünce sıfır bende. Al eline kitabı ya da kafadan bildiğin Kırmızı Başlıklı Kız, Rapunzel dayan gitsin diyosun. Hiç öyle olmuyor malesef. Masalın içeriğine girdiğin zaman içinden çıkamıyorsun. Her adımda bir risk faktörü var çünkü.
   Bir gece Bremen Mızıkacıları'nı kitaptan okudum. Bilgoş'da resimlerine bakarak "bu ne, bunlar kim" diye araya girdi sürekli. Ay ben ne bileyim çatık kaşlı adamları kafaya takacağını! Aaaa çocuk gece feryat figan uyandı. Rüyasında kötü adamlarla kovalamaca oynuyorlarmış! O anda bende bir ışık çaktı tabi. Bu işe bir el atmak lazımdı. Hemen korkunçlu olanları ayıkladım. Meğer yaş grubuna göre oluyormuş bu işler. 2 yaş çocuğuna narin, nazenin ve de öğretici olması esas. 
   Misal Kırmızı Başlıklı Kız; çok düşündüm fakat eğitici hiç bir unsur bulamadım arkadaşlar. Hadi yaşlı, aklı gidip gelen büyük anneyi kurt yedi tamam onu anladık da sen evden sepetini alıp koca ormanı yürüyerek geçebilecek kadar büyümüş bir çocuksun, nasıl olur da her kıl yumağını nenen sanacak kadar kezbansın? Hadi olmaz da oldu, topunuzu kurt yedi eyyvallah da o avcının hayvana ettiği zulüm nedir? Karnını deş bir de yetmesin çakıl taşıyla doldur! Seni yiyeni sende ye! Bu mu yani ana fikir? Bir ufak oynama yaptım bende. Kırmızı Başlıklı ve arkadaşları Hansel ile Gratel ormanda kaybolan kankaları Pinokyo' yu aramaya giderler. Yolda karınları acıkır. Şekerden kapısı, çikolatadan duvarları olan bir ev görürler ama oralı olmazlar. Hansel bu kısımda şekerin zararlarını anlatır. Evin sahibi yaşlı teyze onlara çok faydalı olduğunu düşündüğü mercimek çorbası ve yoğurt ikram eder. (Bilge'nin yemediklerine vurgu amaçlı) Teyzeye arkadaşları Pinokyo' yu aradıklarından bahsederler, o da kurtun Pinokyo' yu evine götürürken gördüğünü söyler. Uzun uğraşlar sonunca kurt ve Pinokyo' yu beraber oyun oynarken bulurlar. Meğer kurtun tek başına çok canı sıkılmış ve Pinokyo' yu oyun oynamak için evine davet etmiştir. En son hepsi beraber neşe içinde oyun oynayıp dağılırlar :) Oldu tamam!  
   Bir de Rapunzel var ki evlerden ırak! Anneyle baba yıllarca çocuk sahibi olmak istiyorlar sonra es kaza kadın hamile kalıyor, cadının eriklerine aşerdi kocası da bir koşu gidip ağaca daldı diye cadıdan korkularına hoop satıveriyorlar çocuğu. Gitti yani ana babaya olan güven duygusu, yerlerde. Cadı zavallıyı yıllarca kulede hapsediyor sonra. Al sana baskının en katmerlisi! Vallahi çocuğun küçücük kalbine eziyet yemin ederim.
En sakıncalılardan biri de bence Ateşböceğiyle Karınca. Ateşböceği alemci. Hayatı uçlarda yaşamayı seviyor sadece düşüncesiz az biraz. Bu yüzden niçin dışlanıyor arkadaşım? Onu neden topluma kazandırmıyoruz da itin götüne sokup çıkarıyoruz?! Karıncalara hayranım ama senin bu ettiğini düşmanı etmez adama sevgili karınca! Bu düşünceyle yola çıkıp bu canım gülüm masalın genetiğiyle oynamaya karar verdim. Şöyle daha güzel oldu bence;
   Bir varmış, bir yokmuş..
   Hayatı anında yaşamayı çok seven bir ateşböceği varmış. Yaz aylarında vur patlasın çal oynasın takılan bu arkadaş çalışmayı hiç sevmezmiş. En büyük eğlencesi gitar çalıp şarkı söylemekmiş. Bir gün yine evinin bahçesinde alem yaparken sırtında ağır yüküyle zar zor yürüyen karıncayı görmüş. Dur bi makara yapıyım şununla demiş. "Kolay gelsin karınca kardeş. Yetmedi mi çalıştığın? Az biraz soluklan gel hele takılalım biraz?" demiş. Karınca hiç istifini bozmamış. "Çok saol ama gelemem. Arkadaşlarım çalışırken ense yapmak bana ters" deyip yoluna devam etmiş.
Günler çabucak geçip havalar soğumaya başlayınca ateşböceği aç karnını doyuramaz olmuş. Tanıdıklarının tek tek kapısını çalmış ama kimse ona yardım etmemiş. En son çare boynunu eğip karıncaya gitmiş. Karşısında ateşböceğini gören karınca çok şaşırmış. "Hayırdır kardeş kime baktın?" demiş. Ateşböceği utana sıkıla derdini anlatmış. " Karınca kardeşim ben sana iyi etmedim, ne desen haklısın, özür dilemeye geldim. Kış gelince aç kaldım bana biraz yemek ayarlayabilir misin? " demiş. Karınca bakmış ateşböceğinin hali perişan. Az bekle arkadaşlara danışmam lazım deyip gitmiş. Döndüğünde ateşböceğine harika bir teklif yapmış. "Peki hatanı anladın madem, kapımıza kadar gelmişken seni geri çevirmek olmaz ama emek harcamadan birşey sahibi olunmadığını da anlaman için sana bir iş teklifi yapacağız. Kış ayı boyunca hergün akşam yemeğinden sonra bize konser ver, karşılığında biz de sana yiyecek verelim." Bu teklife çok sevinmiş ateşböceği. Hem sevdiği işi yapacak hem de karnı doyacakmış. Böylece her iki tarafta halinden memnun bir kış mevsimi geçirmişler. Yaz geldiğinde de artık dersini alan ateşböceği, karınca tayfasına yardım etmeye başlamış tabi eğlenceye de tam gaz devam etmiş :)) Yani dostluk her derdin üstesinden gelmiş!
Masalımız da burda bitmiiiş.

Dipnot: Benim yıllarca ateşböceği zannettiğim masal kahramanı meğer ağustos böceğiymiş!

Neyse ya genetiğiyle oynandığı için mesele yok :)) 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder